18 Kasım 2014 Salı

Derkenar ve Erdal Demir

Erdal Demir’in  3 Kasım’da Araf Cafe Bar’da açtığı resim sergisi Derkenar kendi tabiriyle bir demo sergiydi. Açılış  kalabalık ve  kokteylde dağıtılan aşure harikaydı.


 Sanıyorum bir galeri de açsa bu sergiye hem bu kadar gelen olmaz hem de bu kadar sıcak bir ortam oluşmazdı. Bu sıcak ortamı oluşturmada, müziğin  payını da unutmamak gerekir.
 Gelelim resimlere, çünkü Erdal neden bir barda sergi açtığını kendince ifade etmişti davetiyesinde. Ne diyordu; " Belli değerler sisteminin görünür kılındığı mekanlar olarak galeriler bazı nesneleri sergilemeye karar verirken bazılarını depo ardı bırakırlar. Vitrinler yerlerini hiyerarşik düzlemde değerler ve sistemlerin -karşı eleştirisi de olsa temsiliyetini onayladığı sanatçılara ve olgulara bırakır. Böylece yerleşik ya da karşı tüm akım ve/veya oluşumlar önceden onanmış varlık alanlarında  kendi temsillerini görünür kılarlar. Kendi ironik parodisine hapsolmuş alternatif mekanlara koşut bir sergi alanı olarak bar, tüm bu öncüllerin ortadan kalktığı -tekil anlamların varlık kazanmaya, sosyal alanda var olmaya eşit/hemzemin- hiyerarşik düzlemin kamunun nezdinde feshedildiği,  bireysel/sosyal anlamın kendinden başka bağlamının olmadığı mekana denk gelir."
***


Buradan hareketle müdavimi olduğu barda açması sergisini anlaşılır bir şeydir. Her ne kadar resimlere geçelim dediysem de bu konu üzerinde biraz durulmayı hak ediyor görünüyor. 

                                                

Bugün galerilerde sergi açmak genç veya adı duyulmamış sanatçılar için oldukça zorlu bir süreç. Serbest piyasa herkesin çalışmalarını izleyicileriyle buluşturması adına oldukça güzel görünse de bir diğer yandan da bu piyasa ortamı satılmayan eserleri olan kişilerin ayakta durmalarını zorlaştırıyor. Kimse eserleri satılmayan birisine sergi açmak istemiyor ya da bunun için kendisinden belli bir ücret talep ediyor. Bu durumda da çalışmalarda belli bir halka hitap etme , beğenilmek zorunluluğu doğuyor. Bu durum ya eserlerin kalitesini düşürüyor ya da zaten parası olan ve ya parasını kazanan örneğin akademisyenler,zaten ismi duyulmuş bazı sanatçılar gibi bir zümrenin rahatça sergi açmasına ve istediği gibi resim yapabilmesine yol açıyor. Bu durumda galeriler dışında başka mekanlar da sergi açmak, sanat ya galeri de sergilenir ya  da sergilenmez gibi sert bir ayrımın sınırlarını yumuşatıyor görünüyor. Bugün sokak sanatı için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Sanat gördüğümüz gibi her yerde devam ediyor, galeride,sokakta, barda…


Demir, Gazi eğitim mezunu ve Gazi güzel sanatlarda yüksek lisansını, yine resim üzerine tamamladı. Çalışmalarını genellikle boya ve leke ilişkisi içinde sorguluyor.Modern resmi akla getiren bir yaklaşımı var. Yaklaşım diyebiliyorum çünkü artık biliyoruz ki modern dönem bitti ve hepimiz beğensek de beğenmesek de postmodern bir çağın içindeyiz. Tabi demir illaki buna katılmayacaktır. Sergisinin manifestosunda güncel sanata verip veriştirdiğini okumuştuk. Tekrar bakalım ne diyordu; "İsimsiz" in bienaller nezdinde kavramsallaştığı, galerilerin mekan olarak kamusal alanda sınırlarını tırnak içinde aştığı güncel sanat/ zamanda bar'da açılacak bir sergi için yazdığım Mekan Üzerine Derkenar  başlıklı yazım, kurgulanan bir sergi alanı olarak bar'ın sınırlarını ve olanaklarını sorgulamak ve gerekçelendirmek üzereydi. Lakin yukarıda ifade ettiğim gibi güncel olan her şey ister istemez bir bağlama oturmakta. Serginin bağlamsal/kavramsal yönünün ikinci planda olduğu, birinci planda olanın ise olaysal olanın yani bar'da bir sergi açma edimi olduğu göz önünde bulundurulursa Derkenar mekanı gerekçelendirmek için yazmaya kalkıştığım yazının başlığından öte bir şey değildi." Buradan sergiye neden derkenar denildiğini de bir kez daha anlamış oluyoruz. Güncel sanat konusuna gelecek olursak. Aslında bu sergide de zamanında güncel bir konu seçilmiş. Herkesin aklına misket denilince Berkin Elvan geliyordu o sıralar. Tabi bu konu hem şimdi hem yıllar sonra güncelliğini kaybetmeyecek aynı Guernica gibi.Ancak ressam güncel sanatı iğneleyen bir ifade kullanmış. Buradan diyebiliriz ki kendi yaptıklarını güncel sanata dahil etmiyor. Evet belki boya tadını öne çıkarması güncel sanatın çok içinde bir tavır değil ama hiç boya kullanılmıyor da diyemeyiz. Boya modern ve öncesindeydi de sonra da yok olmadı. Demek ki burada kendini ait hissetmediği sanatçının başka bir şey var. Sanatçı bir şekilde kendini çağının çocuğu saymıyor. Bedenleşen figür yerine direnen ve kemikleşen bir figür soyutlama var Demir'de.Duygu ve coşku… Ve ne düzenleme ne fotoğraf ne de video sanatı görmüyoruz sergisinde. Kullandığı malzemeler içerisinde, modern sanatçıların kolaj için kullandığı gazete de cabası. 
Uzun süredir Erdal Demirin resimlerini izliyorum. Dikkatimi çeken durum sürekli bir iskelet figürünün karşımıza çıkmasıdır. Aslında tam olarak dikkatimi çeken bu değil. Asıl ölümün karanlık bir etkisi olması gerekirken nasıl oluyor da bu iskeletler renkler içindedir , işte hep bunu merak etmekteydim. Kendisine bir röportaj önerdiğim halde uzun süre beni atlatan Demir'e eğer röportaj gerçekleşseydi bunu soracaktım. Soramadığımdan içimde bir değerlendirme yapmış ve şu karara varmıştım. Sanatçı ölümü herkes gibi karanlık bulmuyor olabilir. Zıtlık yaratıyor olabilir. 



Gel zaman git zaman sergi açıldı. Demir'in diğer resimleri ve daha önce hiç görmediğim iskelet figürlü resimleri bir araya geldi bu sergide. 


Bu yeni bir araya geliş aklımda yeni açılımlar yarattı. Gazete üzerine karışık teknikle yaptığı resimlerinde de bir ölümden bahsediyordu. 

Bu ölüm hepimizin duyduğu ve derinden bizi üzen bir ölümdü. O an birden şunu düşündüm orada. Evet ölüm hep karanlık bir yer olmayabilir. Çocuklar bile gidiyorsa.
Demir'e sanat ve yaşam yolunda başarılar diliyorum.



                                                                                             Başak Acar 18.11.2014. Ankara

1 yorum:

  1. Erdal Demir'in çalışmalarını ve kariyerini ilgi ve merakla takip ediyorum. Erdal Demir, zamanın ve mekanın ötesinde bir yaşamı ve sanatı düşlemiştir hep. Yaşam felsefesi ve sanatı heyecan ve ilham verici bir sanatçı. Kutlarım...

    YanıtlayınSil