17 Nisan 2014 Perşembe

Bir Rüya, Bir Resim

Rüyamda denizin ortasındayız,  o ve ben. Bir tartışmadır gidiyor. Sinirleniyorum ve yeter be diyerek onun elindeki bavulu alıp denize fırlatıyorum. Al bakalım der gibi.. Ne yaptın diyor, bavulun içinde çok değerli desenler ve resimler vardı. Bunu duyunca tabi bavulun peşinden yüzmeyi deniyorum ama dalgalar hızla bavulu alıp götürüyor. O sırada zihnimde bir resim beliriyor. Uyanınca düşündüm neydi bu resim, kimindi hatırlayamadım. Aylar sonra tesadüfen bir arkadaş sohbetinde resmin ismi geçti. Ah ya! işte o resim değil miydi anlatılan. Umutsuz adam.

Gustave Courbet, Le Désespéré

Aklıma Pandora'yı getirdi. Pandora (Antik Yunanca : Πανδώρα) "tanrılar armağanı" anlamına gelir.Efsaneye göre, Zeus, Pandora'ya evlilik hediyesi olarak bir kutu hediye eder ama bu kutu asla açılmamalıdır.  Zeus'un uyarısını unutan zavallı Pandora kutuyu açtığında ölüm, açlık, öfke, kıskançlık ve o güne kadar yeryüzünde mutlu yaşayan insanoğlunu acıya ve kedere boğacak olan her türlü kötülük dünyaya yayılır. Şaşırıp kalan ve yaptığından pişman Pandora son bir çabayla kutuyu kapatmak ister. Ancak, bir tek şeyin dışında kutunun içindekiler uçup gider.

Charles Amable Lenoir (1860-1926)

Pandora’nın bu son çabasıyla kutuda kalan şey, insanoğlunu, bütün bu kötülüklere rağmen ayakta tutabilecek bir şey olur: Umut.
Evet bavulu attıktan sonra son bir çabayla peşinden gitmeye çalıştıysam da ,Pandora' nın umudu yerine umutsuz adamı bıraktım bavulun içinde. 
Bir rüya gördüm, hayır mı, değil mi, bilemedim...
                                                                                                  Başak Acar , 17 Nisan 2014, Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme