2 Mart 2014 Pazar

Toplum Sanat İçin Mi, Toplum İçin Mi?

Bu güne kadar hep tartışılan sanat toplum için mi olmalı sanat için mi meselesi belki de artık toplum sanat için mi, toplum için mi olarak düşünülmeli.
Pek çok kişi sanatla ilgili sürekli eleştiriler içinde. Neyi eleştirdiklerini anlamakta zorluk çekmekteyim. Çağdaş diyorlar, güncel deniyor, kavramsal deniyor, postmodern deniyor. Yada belki de hepsine aynı şey deniveriyor gidiyor. Sonra modernizmi savunup postmodernizmi eleştirenler, modernizmle postmodernizmi bir bıçakla keser gibi neresinden kesiyorlar.Yok modernizmi de eleştiriyorlarsa ki bu artık en anlam veremediğim grup, sanıyorum Rönesans döneminden başka döneme sanat demiyorlar. Güncel,çağdaş,kavramsal ve postmodern sanatı eleştirenlerin bir kısmı dada hareketi, gerçeküstücülük gibi akımlara sırtını yaslıyor. Bununla birlikte gerçeküstücülük ve dada bazılarının modern döneme dahil etmediği dönemler. Yani bu durumda aslında eleştirilen bu ismi uzun postmodern,çağdaş,güncel,kavramsal dönem ne zaman başladığı kesinleşememiş bir dönem. Kimisi ben buradan kestim diyor kimisi ben buradan ,öyle ya kendi kitapları, kendi makaleleri kendi kararları. Tarihsel ayırmayı bir kenara bıraksak da anlamsal ayırmaya baksak orada da işler karışmış durumda. Çağdaş aslında her dönemde olabilen bir şeydir. Aynı çağı paylaşan ressamlara çağdaş denebilir. Bunla birlikte yeni anlamında da kullanılıyor olabilir, bu durumda güncel olanla nasıl aynı şey oluyor? Ancak anladığım kadarıyla karşı olunan çalışmalar yada eleştirilen çalışmaların bir kısmı video, fotoğraf ve düzenlemelerden oluşan çalışmalar desem hayır mesele bu da olamaz çünkü dada ve gerçeküstücüler de zaten düzenleme hazır malzemeyi görmüştük. Galerilere, müzelere taşınması desem çalışmaların, şu an müzelere girmeyen dönem yok, mağara resminden Man Ray'in ütüsüne her şey müzelerde. Kimileri video sanatını, makine sanata bu kadar bulaşmamalı diye eleştiriyor. Ancak beri yandan bugün tüm tuval resimlerine internet ortamından bakıyoruz. Ondan önce de kitaplardan bakardık zaten. Yani internetten baktığımız sanatın video gibi akan bir görüntü olması yada tuval resmi gibi durağan bir görüntü olması ne fark eder bilemiyorum , sonuçta ekrandan bakıyoruz. Sokak sanatını savunan ve galericiliğe karşı duranlarda bir noktada garip geliyor bana. Bu insanlar Banksy'nin sokak resimklerine internetten bakıyorlar. Onun yerine galeriye gitseler kendi gözleri ile bir tuval resmi görürler en azından. Her şey birbirinin içine o kadar girmiş ki, tarihler , anlamlar, malzeme, sanat sergileme mekanları. Bir bakıyorsunuz sokak internette bir bakıyorsunuz resim videoda, video kitapta fotoğraf, düzenleme baskı resim olmuş. Ortalık darma duman. Kimileri diyor sanat toplum için olmalı, toplum görünce sanatı anlamalı bir manifesto olmamalı. Ben bu toplumun hangi toplum olduğunu da anlamış değilim. Kavramnsal sanatı izleyen insanlar bu durumda toplum değil. Burada toplumdan anlaşılan , sanattan hiç ama hiç anlamayan insanlar. Sanattan anlayanlar toplum değil. Onlar ne bilemedim. Sonra toplumcu sanatı neye bakıp anlıyorlar, gündelik bir nesne yada figür olunca sanıyorum bu toplumcu oldu deniyor. Oysaki soyut resimler yapan sanatçılar da toplum için sanat yapıyor olabilir. Ancak sanattan anlamayan toplum anlamazsa toplumcu kabul edilmiyor bu sanat biçimi görünen o ki. İkinci güzel sanatlar fakültemi bitirmek üzereyim ve sanat eleştirilerine hayretle bakıyorum. Sanırım bazılarının eline geçse bir güç sanat budur böyle olur derler ve kimse de onun dışına çıkamaz. Ve budur denilen nokta hassasiyet olmaz. Her şey bu kadar karışmışken, belki de bize bir sanat eserini anlamada en yardımcı olacak ışık, hassasiyetle hassasiyete bakmak olmalı. Güncel mi, çağdaş mı, postmodern mi, modern mi, rönesans mı, dada mı, fotoğraf mı, resim mi, video mu, performans mı, düzenleme mi demeden önce hassasiyetle hassasiyete bakmak ve toplum sanat için mi, toplum için mi olmalı gibi yeni bir yerden bakmak.
                                                                 Başak Acar/3.Mart.2014/Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme