14 Ocak 2014 Salı

Temellük ve Kopya

Başak Acar 
    Temellük "appropriation" kelimesinin basitçe Türkçe'ye çevirisi alma, çalma, mal etmedir. Postmodern bir sanat tekniği ya da taktiği olarak değerlendirilmesinin yanında başlı başına bir sanat olarak da değerlendirilmektedir. Bu kavram çoğu kez kopya ile karıştırılmaktadır. 

    Benzeşen bir yanları vardır kuşkusuz ama bu sözlük anlamından çok yapılış nedenindedir. Röprodüksiyon, bir sanat eserinin aslına uygun kopyasıdır. 
(Resim 1)
Alexander Brener
Herhangi bir değişim söz konusu değildir. Oysa ki temellükte oldukça ilginç değişiklikler söz konusudur. Bu değişim hem geriye doğru hemde günümüze gelen bir değişimdir. Bunu çok açık görebildiğimiz gibi bazen örtük bir biçimde de görebiliriz. Bununla birlikte temellük ve kopyanın bir noktada oldukça benzeştiğini de söyleyebiliriz. Peki bu nokta neresidir? Temellüğe örnek verecek olursak en ilginç örneklerden birisi Brener’dir. Kendisini temellük sanatçısı olarak anmayız ancak Brener'in da yaptığı budur.

(Resim 2)
Alexander Brener

Birinci resimde Brener'in, Mondrian’ın bir resminin üzerine dolar işareti yaptıktan sonra resmin çekilen fotoğrafını görüyoruz. İkinci resimde ise Arthur Cravan’ın Jack Johnson’ı boks maçına davet etmesini kendine mal etmesini görüyoruz. Kendisi de Kızıl Meydan’da Yeltsin’i boks maçına davet etmişti. Örnekler artırılabilir Ervin Olaf bu anlamda daha çabuk aklımıza gelen bir örnek.  (bkz. Resim 3)
(Resim 3)
Ervin Olaf

Kepa Garazza’da yine yaşayan ve temellük sanatı yapan sanatçılardandır. Kepa Garraza, (resim 4) Beuys’la sanki arkadaşlarmış gibi kendisini resmetmiştir. Buraya kadar temellük ve kopya birbirinden oldukça farklı idi. Peki bir başka noktadan tekrar bakalım.

Temellük sanatçıları neden bunu yapar? Brener’in çok açık bir manifestosu elimizde bulunmakta. Diyor ki:

“Bir meta olarak sanat çirkin bir fikirdir; bir eğlence olarak sanat çirkin bir eylemdir. Bir memnun etme ve satış mesleği olarak görsel sanatlar çirkin bir iştir.”

Tamda böyle düşündüğü için Mondrian’ın resmine dolar işareti yapmıştır.

(Resim 4)
Kepa Garraza
Kepa Garraza’da yine pek çok başka sanatçıyla kendisini sanki arkadaş gibi resimlemiş, bazı resimlerinde  ise kendi kurduğu bir hayali grubun müzelerde sanat eserlerine saldırmasını görmekteyiz. 
Yani bu durumda temellük sanatçılarının bir kısmı hiç de geçmişi yaşatmak adına, eski eserlere hayranlığından bunu yapmıyor. Sanat eserinin biricik olmasına karşı olduklarından bunu yapıyorlar. sanat piyasasını eleştirdikleri için bunu yapıyorlar.İşte tam bu noktada kopya ve temellük birbirine yakınlaşıyor. Bugün temellük sanatçılarının çoğu Miro'nun bu kadar büyük bir değer olmasına karşı. Bir A kişisinin büyük ressamlardan birisini kopyalaması ve bunu satmasına pek sinirleniyoruz. Ama Miro’nun bu kadar büyük bir parasal değer olması üzerine düşünmüyoruz. Brener bizi düşündürünceye kadar ya da bir sahtekar kopyacının piyasayı dolandırmasına kadar.

Bu yaşayan bir ressamın para kazanmasına karşı olunacağı anlamına gelmiyor elbet. Zaten Brener’de kendi halinde parasını kazanan sanatçılardan çok milyon dolarlara satılan hatta sanatçısının yaşamadığı resimlere saldırmıştır.

''Çok iyi bir başkası olacağınıza kendiniz olun daha iyi''. 

Bu sözü bize Zafer Gençaydın hocamız söylemişti. Hasan Pekmezci hocamız ise bir baskı resim dersimizde şöyle demişti:  ''Kim ister bir başkasının çiğneyip attığı sakızı ağzına alıp yeniden çiğnemeyi?''

 ister çok benzesin ister az, ister kopya olsun ister temellük ,yaptığınız eserle, orjinal eseri olan bağlamından çıkarıp yeni bir kavram yükleyemiyorsanız yaptığınız bir başkasının ‘’sakızını ağzınızda çiğnemek’’ oluyor.

Başak Acar / Ankara, 15 ocak 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme