21 Ocak 2014 Salı

Şahin Çetin Röportajı

Şahin Çetin’le Art Gözlüğü adına atölyesine gidip kendisiyle resimleri hakkında bir söyleşi yapmak istedim, oda beni kırmadı, hemen kabul etti.İşte Şahin Çetin ve resimleri hakkında söyleşimiz.
Şahin Çetin, “Yeryüzü Kayıtları, Eylem Manifestosu detay”, 2013, enst. 28 x 38cm kit. x 10cm akr. y.b. talaş, çimento, mala
Başak Acar: Sevgili Şahin mezun olduktan sonra resim yapmaya devam ettin, kaç yıl oldu mezun olalı?
Şahin Çetin: Mezun olalı  3 yıl oldu.
B.A. : Ondan sonra sergi açtın diye biliyoruz 
Ş.Ç.  : Evet, hayatımda önemli bir yeri olan ilk kişisel sergimi Torun'da açtım, Yeni Dünya Düzeni ve Toplum temasıyla.

 Şahin Çetin, “Yeni Dünya Düzeni ve Toplum” Sergisi açılışı, 19 Ekim, 2012
                                              
Çalışmaların zemini aslında muhalifti, manifestoyu da eylem ve durum olarak ikiye ayırmış ve karşı olmayı seçmiştim.Seçtiğim imgelerin bazıları da, l. ve ll. Dünya savaşında kullanılan, uçak, top, bir takım silahların denizin dibine çöken görüntülerden oluşmasıydı. Serideki bu denizaltı grubu, hem savaş sonrası toplumların bilincine ve bilinçsizliğine seslenen bir çağrı, hem de 'eski düzen'i göstererek 'yeni düzen'i anlatma çabasıydı.
B. A. : Malzeme kullanıyorsun, ancak sanki malzemelerde de bir seçimin var, nedir bunlar?
2013/ 14," Eski Ahit", tuval üzerine karışık teknik /akr. y.b. talaş,) 28 x 38 sayfalar, (gaz lambası), 200 150 x 7cm, 2013/14
Ş. Ç  : Evet, malzeme başkalaşıma açık ve her an değişebilir bir şeylerdir. İki türlü kullanıyorum aslında, birincisi yüzeye genel olarak yaydığım talaş, kum, toprak, çimento vs. oluşturuyor,  diğeri de dolaylı ve dolaysız olarak  kullandığım objeler. Kullanılan malzemeyi, tuvale hissedilebilecek boyutta kullanmaya ihtiyaç duyuyorum. Her nesnenin de bir sanat objesi olacağı en fazla gereksinim duyduğum yönlerden birisi. Boyasal serüvene gelince; fazla renkçi bir anlayışım yok, rengi ve rengin getirdiği coşkuyu sevemedim ve hayatımda da bir yere oturtamadım, daha çok sessiz tonları tercih ediyor ve de görebiliyorum.
 " Eski Ahit" ayrıntı
                                                                                                                                  
B.A.: O zaman diyebiliriz ki renklerin gerginliğini azaltırken bir yandan da gerginliği artırıyorsun.
Ş:Ç. :  Tabii, bu kaçınılmaz. hatta  sevdiğim bir arkadaşım, Murat Akbayrak eleştiri yaparken demişti ki 'bu kadar sert bir manifestoya ihtiyaçları yok, zaten yeterinde saldırgan resimler' bu pek de yumuşak olmayan eleştiriyi içten içe sevmiştim.
 Şahin Çetin Atölyesinde bir resmin başında çalışırken. 
B. A. : Okulda da birlikteydik bir dönem. O zaman okuldaki ilk öğrencilik sürecinde tuval resmi yapıyordun yine ama malzeme yoktu. Sonra birden bir malzemeye geçtin. Nooldu? Neden oldu öyle? 
(karşılıklı gülüştük)
Ş.Ç.: Gerçekçilik, hacim, ışık gölge takıntısı olan, kısacası klasik sanattan yana birisiydim ve işlerim de öyleydi, beni yakınen tanıyan arkadaşlarım, hatta hocalarım bile, beni böyle tanımışlardı. Açıkçası ben de kendimi öyle tanımıştım, 4. sınıftaydım ve kırılma noktam biraz geç olmuştu, Figüratif resimden tiksineceğim aklıma gelmiyordu.
Şahin Çetin, “İcat Eden Biziz Abi, Kimse Kusura Bakmasın” , 2013, tuv. üz. y.b 200 x 180cm
Yüzeye yumuşak fırça darbelerinden birden dokulara geçişimin bir düşünme ve deneme süreci olmadı. Benim için bile henüz tazeliği üstünde diyebilirim.  Bir zamanlar tuvalde boyayı eritmek ve yumuşak geçişler yapmayı çok üstün tutuyor ve toz kondurmuyordum. Tabii bu sürece dahil olmak da epey bir masraflıdır, bilen bilir, her zaman boyanız, fırçanız olmayabiliyordu. Fırça, boya ve tuval üçlüsünü bir arada görmenin lükse kaçtığı dönemlerimdi.
Yine bir sıkılma sürecine girmiş ve  gerekli olan boyaların, tinerin olmadığını farketmiştim. Gözüme ilişen şeyler ise toprak ve bir kutu astar olmuştu, ikisinin karışımını denemem ve tuval üzerinde donan dokuların giderek benim ilgimi çekmesiyle bu süreç başlamış oldu. Kesici ve saldırgan dokuları kendimde buldum ve gidecekleri yere kadar götüreceğim.

B. A. : Desenlerinde oldukça iyiydi.

Ş. Ç.:  Desenlerim ve figüratif çalışmalarım da, artık eskide kalmasına rağmen iyidir. Bazı şeyler geride kalmak zorundadır, özellikle de bir zamanlar sevdiğiniz şeyler.
B.A. : Yazı da kullanıyorsun resimlerinde. Bu resminden bahsedecek olsak, buradaki yazılar nerden geldiler tuvaline?
Şahin Çetin, “ Kültür Atlasları”
Ş:Ç.:  Yazı kullanımını yakınımda olan olmayan bir çok sanatçıda yaygın olarak görüyorum, çok fazla kullanılmasına, rağmen bazı resimlerime hem içeriksel hem de görsel olarak hizmet ettiği düşüncesindeyim.
Kültür Atlasları triptiğinde kullandığım yazı da, sanatçı arkadaşım Deniz Aras'ın da yer aldığı elime geçen bir sergi kataloğunda okuyup çok sevdiğim ona ait bir şiir. Şiirini de resmimde kullanmak istediğimi belirtince, sağ olsun büyük bir hoşgörü göstererek kabul etti.
B. A. : O halde sen sadece plastik değerlerin peşinde koşan bir sanatçı değilsin bir anlatım, bir konu kaygın var.

Ş.Ç : Evet ben bir anlatımcıyım. Fakat bu anlatımcılığım doğrudan olmamakla beraber,  sosyal bir mesaj vermek gibi kaygılarım da yok. Bu sonuncu dediğim,  en korktuğum ve kaçındığım şeylerden birisi.
B. A. : Peki son olarak gelecek planların, projelerin var mı?
Ş.Ç.: En yakınımda,  üzerinde çalıştığım ve serginin açılmasına kısa bir zaman kalan 'Yeryüzü Kayıtları' serisi var. Bunun dışında da projelerim ve bunlara dair taslaklar oldukça çok diyebilirim.  Kuruculuğunu üstlendiğimiz Antialan da bu projelerden birisi. 
B. A. : Ben de sana büyük başarılar diliyorum Şahin. Teşekkür ederim beni atölyene kabul ettiğin için.
Ş:Ç. : Ben teşekkür ederim.
Gitmeden Şahin’in atölyesinde bir fotoğraf çektirelim diyoruz, Şahin ve  “ Kültür Atlasları” ile birlikte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme