5 Ocak 2014 Pazar

İçeride Hiçbir Şey Yoktu!

Tanınmış ya da ses getiren bir sergiye gidip de"ay gittim hiç beğenmedim, içeride bir şey yok, zaten çok az çalışma var" denilirse, oraya gitmeyi daha çok istiyorum. İnsanların çok beğendiklerindense,burun kıvırdıkları bana cazip geliyor olsa gerek. Andy Warhol’un Ankara’da şu an hala CerModern’de  bulunan sergisi de böyle eleştirilerle birlikte duyduğum bir sergiydi. Açılalı çok olmakla birlikte ben dün gittim. Edvard Munch’ın çalışmalarıyla birlikte sergileniyordu. Bu aralar bir sahte resim sergisi haberi olduğundan,duymuşsunuzdur “ Tophane'i Amire'de açılan büyük İspanyol ressam Miro sergisi, Miro Vakfı'ndan gelen sahte şüphesi uyarısı üzerine kapatıldı.” denilmişti,acaba orijinal midir diye düşünüyor insan. Ama tabi bu konu,konu Warhol olunca komik bir hal alıyor. Warhol‘un imgeleri zaten makine olmak isteyen birisinin imgeleri değil mi?O halde eğer sahteyse Warhol yerinde rahat uyuyor diyebiliriz.Ne diyordu kendisi;

 “Herkes birbirine benziyor, herkes benzer şekilde davranıyor; ve gün geçtikçe artan bir hızla bu yolda ilerliyoruz. Keşke birisi bütün resimlerimi benim yerime, benim için yapabilse. Keşke ipek baskıyı daha çok insan becerse de, yapılan işlerin benim mi yoksa başkasının mı olduğunu kimse anlamasa; bu harika olurdu. Bu şekilde resim yapıyor olmam bir makine olmak istememden ileri geliyor. Yaptığım her şeyi bir makine gibi yaptığımı hissediyorum; istediğim şey bu.” [1]
Bu sergide Warhol’a ait iki tavrı çok net görmek mümkündü. Resimlerini serigrafi ile kopyalamasını ve bir başka ressamı kopyalamasını. Yani hem teknik hem konu olarak yeni bir şey söylemiyordu. Peki bu adam nasıl oluyordu da yeni bir şey yapmamak için bu kadar çaba sarf ederken yeni bir şey yapabiliyordu? Bunu anlayamayan tek ben değildim bunu kendisi de anlayamamış.

Ayakkabı çiz’ dediklerinde çiziyor, beğenmezlerse yeniden çiziyordu. Patronları memnun etmek için bir buluş yapması şarttı. Mecburen yaptığı o buluşlar –tasarımlar– sanat değildi,  ama öte yandan, buluş yapma endişesi gütmeden keyfine göre yaptığı şeylerse sanattı –işte bunu anlayamıyordu! “[2]
Belki hiç baskı resim yapmamış birisi için yada sanat ve yeni üzerine kafa yormamış birisi için evet içeride çok fazla görülmeye değer bir şey yoktu. Ama birazda olsa baskı resimle uğraştıysanız eğer, içerideki baskı resimlerin boyutları olsun, renkleri olsun, o renklerin kullanılış biçimleri olsun içinizi burkmadan oradan çıkamazsınız diyorum. Ve dediğim gibi yeni,kopya ve sanat üzerine azıcık kafa yoran birisiyseniz şaşkınlıkla çıkmamak mümkün değil.

Kısacası bence evet içeride hiçbir şey yok ve içeride çok fazla şey var.

Başak Acar/04 ocak 2014 cumartesi /Ankara

[1] M. Yılmaz,”Andy Warhol:Herkes Birbirine Benziyor”, Sanatçıları Okumak…,A.g.e.,ss. 153-5
[2]    A.g.e., s. 157

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme